Bazı kadınlar en asil ölümü hakediyor.
2011 / Plovdiv
Kadın pencereden kendi çocukluğunu seyrediyordu. Kimi zaman ip atlıyor, kimi zaman da elinde kitabı kaldırımda öylece oturuyordu. Kimi zaman kendi hikayelere inanabilecek kadar çaresizdi. Hala dedesini Tanrı zannebilecek kadar da masum. Üşümüştü. Bir şal örttü kadın, kırmızı rugan ayakkabılı çocukluğunun üstüne.
Artık pencerelerden baktığında çocukluğunu göremiyordu kadın. Besbelli büyümüştü kırmızı rugan ayakkabılı yanı. Kendinden umudu kesmek, çocukluğuna veda etmekti. Genç kadın kendinden umudu kesmişti. Bu defa kadın çaresiz hissetmemeyi öğrenmişti. Başkalarının hikayelerini okuyor ama asla onlara inanmıyordu. Kendinden başka biri daha vardı. Hayalle gerçek arasındaki ince çizgide sürekli öyküler yazan ve gözleriyle her defasında onu derin uçurumlara sürükleyen adamdı aynadaki. Kadın hayalin aynaya yansıyan bedenine her baktığında aynadan gözlerini siliyor, bu defa yağmur başlıyordu. Şimşekler daha hızlı çakıyor, gökyüzü daha çok kararıyordu.
Plovdiv / 16.05.13


