Bazı kadınlar en asil ölümü hakediyor.

2011 / Plovdiv

Kadın pencereden kendi çocukluğunu seyrediyordu. Kimi zaman ip atlıyor, kimi zaman da elinde kitabı kaldırımda öylece oturuyordu. Kimi zaman kendi hikayelere inanabilecek kadar çaresizdi. Hala dedesini Tanrı zannebilecek kadar da masum. Üşümüştü. Bir şal örttü kadın, kırmızı rugan ayakkabılı çocukluğunun üstüne. 
Artık pencerelerden baktığında çocukluğunu göremiyordu kadın. Besbelli büyümüştü kırmızı rugan ayakkabılı yanı. Kendinden umudu kesmek, çocukluğuna veda etmekti. Genç kadın kendinden umudu kesmişti. Bu defa kadın çaresiz hissetmemeyi öğrenmişti. Başkalarının hikayelerini okuyor ama asla onlara inanmıyordu. Kendinden başka biri daha vardı. Hayalle gerçek arasındaki ince çizgide sürekli öyküler yazan ve gözleriyle her defasında onu derin uçurumlara sürükleyen adamdı aynadaki. Kadın hayalin aynaya yansıyan bedenine her baktığında aynadan gözlerini siliyor, bu defa yağmur başlıyordu. Şimşekler daha hızlı çakıyor, gökyüzü daha çok kararıyordu.

Plovdiv / 16.05.13 

Öylece durmuş gülümsüyordu güneşe besbelli. Sanki bilmiyordu mevsimin bahar olduğunu. Uzattı ellerini, ağlayan genç kadına. Şelaleler durdu. 
Kadın kalemindeki mürekkebin rutubetli kokusunu içine çekti. Bu kez farklı dünyaları değil, onu istiyordu. Şehrin giden yanının düşündü.
Seçimleri sevmezdi kadın, olasılıkları hiç anlayamazdı. Camdan yansıyanlarla yüzünün engebelerine bakmaya çalışıyordu. Durdu. Başını çevirdi. Solda badem biçimi bir tarla, tarlanın ortasında yine onun yüzü. Orada, tam o noktada. Aynaya bakarken kadın kalbinin otağına oturan adamın o olduğunu gördü. Gülümsüyordu. Sanki bilmiyordu mevsimin bahar olduğunu.

Plovdiv / 13.05.2013

karanlik ve yagmurlu bir pazar…

11 defa oynatıldı

Yolumuz kesişir diye bekledim. Bir sabah uyanır da yanındaki boşluktan dolayı için titrer, yüzünü yıkarken aynaya yansıyan bedeninde beni bulursun, sevdiğin kitap satırlarında ben düşerim aklına diye bekledim.
Erkekler nehrin acımasızlığıymış. Onu sevmen değil, nehrin tehlikeli yanını unutmanmış aptallık olan. Ateş düşermiş kalp kapakcıklarına. Kolun, kanadın kırılır. Kanatır ve çok acırmış. 
Her defasında ve ona her baktığında yeniden aşık olamazmışsın. Bir insan iki kez sevilemezmiş. Hiç olmazsa aynaya bakarmışsın kimi zaman. Onu sevmen değil, nehrin tehlikeli yanını unutmanmış aslolan. Ateş düşer. Kolun, kanadın kırılır. Kanatır ve çok acırmış. Ne sandığın, ne de sığındığın gibiymiş adam.

Plovdiv / 21.03.2013

Adam ıssız.
Kadın dökülmüş yapraklar kadar bahar.
Adam gece ayazındaki sokaklar..
Kadın ise sonbahar.

Plovdiv / 28.02.2013

Bu gece.

Bu gece önce onu, sonra bu şehri terk edecek. Bir daha mevsimlerden bahar olmayacağını bilerek geride bırakacak ıhlamur kokan sokakları. Radyo çalacak yine. Fonda sevdiği şarkılar.. Diline dolanacak bazıları. Güzel günleri düşleyecek, sadece güzellikleri.
Salıncakta sallanacak. Takriben on yaşlarında. Boylu boyunca gülümseyecek gökyüzü. O, gülümseyecek.
Puantiyeli elbisesi, kırmızı rugan ayakkabıları olacak. Aşk nedir, bilmeyecek. Henüz. Her şey geç gelmiş olacak memleketine. Bu kez daha hızlı sallanacak.
Ve bir sabah susacak radyo. Salıncak da artık taşımayacak. Mevsimler değişmiş, üşüyecek. Her şeyin farkında. Kadın, kafasındaki keskin uçurumu düşünecek. Gökyüzünü seyrederken, boşlukta sallanmayı… Sahibine itaatkar.

26.02.2013 / Plovdiv.

Hiç karşılaşmak istemediğin biriyle karşılaşırsın. Hem de aylar öncesinden biletini aldığın konserde. Göz göze geldiğinde, konserin ilk yarısında gitmen gerektiğine karar verirsin. Elbisen dar ve uzun kuyruklu, ayakkabıların topukludur. Yine de o merdivenlerden, bir elinde elbisenin kuyruğu; koşar adım inip, arka kapıdan tüm geçmişine, saman kağıda yazılmış üç-beş şiire, posta mührü olmayan mektup zarflarına ve çerçevelerde kalan tüm mutlu anlara özel fotoğraflara, bir kez daha çizgi çekip hayatına devam etmen gerekiyordur ya.. Öyle işte.

30.01.2013 / Plovdiv

Kısa bir tatilin ardından…

Babam: Bak kızım. Her insanın Tanrı inancının olması gerekmez. Bunu kimseden bekleyemezsin. Herkesin kendi seçimidir. Ama, iki insan eğer ki sevdadan söz ediyorsa; birbirlerine sonsuz, hiç şüphesiz, inanmaları gerekir. İki kişi inandıktan sonra, hayal kurmak bile kutsaldır. O hayali gerçekleştirebileceklerine inanırlar hiç olmazsa. 

24.01.2013 / Istanbul